Kayıtlar

Terkedildim

  Yurdun önünde sana gelen mesajı okuduğumda terkedildim ve sonra bir gün arkadaşlarımla otururken gelen telefon bildirimi sesiyle.  Sürpriz yapacaktım bir akşam sana sürprizi mahvettiğinde terkedildim.  Bir gün bir parkta terkedildim kokumun sindiği ceketi istemediğinde.. Benden başka bir kadına şiir okuduğunda  terketmiştin sen beni.   Ve yıllar sonra bir gün bir garda sarıldıktan hemen sonra terketmiştin beni kal demeyerek.  Onca terkediliş sığdırmışken içime,benim seni terkedişlerim, bitti demelerim hep dilimdeydi hiç içten terketmemiştim oysa ben seni.  Ama hep çok içten affetmiştim her geri döndüğünde. 

Şehir

 Zamansız şehirlerin, ışıksız geceleri Tütsüler kokar sokaklarında.  Pencerelerin önünde duran sarmaşık gül kokuları  İçine çeken bir kadın, dilinde elveda türküleri  Gündüzlerin de gecelerin kadar hoyrat  Esans kokar bazı çıkmaz sokakların.  Kapının ardında ümidini yitirmiş bir hayat  Aralasa kapıyı duyacak türkülerini biri. 

Nisan Yağmuru

    Nisan yağmurları için büyüklerimiz şöyle der : "Gökten bereket yağıyor. "      Nisan yağmurlarının sonuna yaklaşıyoruz. Bu yıl belki de hiç birimiz doyasıya ıslanamadık bu yağmurlarda.             Şimdi bir pencere kenarında her bir tanenin yere düşüşünü ışığın yansımasından görebiliyorum. Yağmur hızlandıkça su birikintileri oluşuyor, oluşan su birikintilerinin içinde bir şeyler yansıyor. Tam da o su birikintisinin üstüne bir adam basıyor ve yansıma kayboluyor. Hayatımızdaki güzellikleri de böyle böyle yitirdiğimiz oluyor. Bir gün o su birikintisi in içindeki yansımanın kaybolmayacağını düşünmek istiyorum...       Yağmurun sesi kulaklarımda... Çatıya düşen her bir damlayı hissedebiliyorum. Şimdi kim bilir kimler bu sesle huzur bularak kahvesini yudumluyor.       Sen yağmurlu günde ne düşünürsün bilmem ama ben hep bu zamanlar da ağaçları düşünürüm. Yağan bereketten güç alarak toprağa daha sı...

Bir şeyindim senin

    Saksıda bir çiçektim büyüyüp yeşeren, renk renk kokularla büyüleyen. Ne vakit balkona çıksan gözüne ilişirdim.     Pencere kenarında unutulmuş kül tablasıydım,ne zaman bir derde düşsen sigarayla beni buluşturduğun.      Üstüne örttüğün yorgandım ben, yaz sıcakları geldiğinde pikeyle değiştirdiğin.      Kitaplığında ki hiç okumadığın o kitap belki de arşivindeki eksik bir dosya..      Bozulunca tamir bile ettirmediğin oyun konsolundum senin parmaklarınla buluşurdum.       Ben senin çocukluğundum hatırlamadığın, ilk hatandım herkesten sakladığın.       Yağan yağmurdum ben ıslanırken hatırladığın güneş çıkınca unuttuğun.       Yıldızındım senin kayarken hep dilek tuttuğun ama dileğinin gerçekleşmesinin bununla alakası olmadığını bildiğin.      Sokak lambasıydım ben evinizin orda ki, elektrikler kesilince farkına vardığın.      Ben senin ay...

Ayrıldık

Bir dargın bir barışık Kabuslarda bile vedalaştık Hani hep birlikte olacaktık Şimdi neden ayrıldık?

Anımsamak

     Bazı şeyler hafızanıza ne kadar kazınsada saç tokanızı nereye koyduğunuzu hatırlamazsınız. Hatta bazen ilk aşkınızın üstündeki ceketin rengini hatırlarsınız ama günlerden pazartesi miydi bilemezsiniz.       Üç gün önce akşam yemeğinde ne yediğini düşünmek için biraz vakit harcarsın en sevdiğin yemeği yemiş olmana rağmen.      En sevdiğin o topuklu ayakkabıyı hiç unutmazsın hani topuğu kırıldı ve tamir olmuyor diye atmak zorunda kaldığın.      Sevdiğin adamın kahvaltıda ne sevdiğini hatırlamakta  hiç güç değildir senin için.      Babanın çocukken sana aldığı bisikleti düşün.Bisiklet süren her çocuk gördüğünde aklına gelebilir belki.      Düştüğünde dizinin yara olduğu yeri hatırla. Annenin öpücüğünü hala orda hissediyor olmalısın.      İlk düş kırıklığın sana ne büyük bir tecrübe kazandırmıştı hani şu anlatıp durduğun.      Bir masanın etrafında dostlar...

Bir Öyleyim bir Böyle

    Zaman kavramanı yitirmiş hastalar gibiyim, hangi güne uyanıyoruz? Beklerken ne kadar zaman geçiyor bilmiyorum.      Güneşe bakan ama ışığı göremeyen körler gibiyim. Siyahla beyazı kafamın içinde nereye koyacağımı bilemediğim ama her renge hasret.      Kiraz çalmaya yeltenen, günah kavramını bilmeden o kirazın çekirdeğini toprağa bırakan çocuklar gibiyim.Çekirdeği bıraktığım toprakta belki bir kiraz ağacı yeşillenir ve ben kirazın  ağzımda bıraktığı o mayhoş tadı tekrar alabilirim umuduyla.    Ne bileyim işte bir öyleyim bir böyle. Belki de nasıl görüyorsan öyleyim ya da hiç göremediğin gibi biriyim...

Gök gürültüsüyle gelen yağmur

Gecenin bir yarısı dışardan gelen gök gürültüsüyle irkildiniz.İçeri doğru koştunuz,yanına sokulabileceğiniz biri vardı anneniz, babanız, kardeşiniz, eşiniz ya da her kimse.. Sahneyi tekrar başa saralım. Gök gürültüsüyle irkildiniz ve evde yalnız olduğunuzun farkındasınızdır.Yağmur hızlanmaya başladı. Şimşekler sanki evinizin yakınlarına düşüyor. Gök çığlık atıyor ve bunu ancak siz duyuyorsunuz. Korku tüm bedenizi sardı. Adına"  Astraphobia  " dedikleri bir hastalığınız var ve sığınabileceğiniz tek yer battaniyeniz. İyice yatağa gömüldünüz, tepenize kadar çektiniz battaniyenizi. Siz sakinleşmeye çalıştıkça gök gürültüsü artmaya başladı. Şimdi sakinleşin ve bu korkuyu yalnız yaşamadığınızı düşünün. Bir yerler de birileri yine bir battaniyenin altında aynı korkuyu yaşıyor. Yağmur dinmeye, gürültüler azalmaya başladı. Gök sinirini üstünden atmıştı ve aslında size hiç kızmamıştı. Sizin korkularınızla baş etmeye onunda sakinleşmeye ihtiyacı vardı.. 

Kızçeler

Kızçeler şuan sizinle bir evde şarap içip yolunda gitmeyen hayatımıza küfürler ettikten sonra şarkı söyleyip dans etmek isterdim. Gecenin bu saatinde hepimiz aynı fikirdeysek gerçekten boktan giden bir hayatımız ve asla gerçek olmayan düşlerimiz vardır..

Şairlik

Şairlik mutsuz adam işi diyorlar haklılar galiba. Mutsuz insanlar sadece bir kağıda bir kaleme sığınırlar. Yoksa sevdiğinin sıcacık kollarında olmak varken neden uzun uzun hüzünlü şeyler yazsın ki insanlar. Her yazanın şair olduğunu iddia etmiyorum tabiki ama her yazabilenin mutlu olmadığından eminim diyorum.

Kurtulma zamanı

Gecenin bir yarısı ya da akşam üstü kahveni yudumlarken aklına gelen şeyler yüzünden kötü hissettiğini biliyorum.. Şimdi bunlardan kurtulma zamanı.

Doğum günü mesajı

 Sevgilim,  Sen benim için bu hayattaki tek sığınağım, tek umudumsun. Bu hayata dair planladığım hayal ettiğim ne varsa seninle.  Ben senin varlığını yaşadım. İlk aşkı, ilk ateşli sevişmeyi, mutluluktan havalara uçmayı.. Sonra varlığınla yokluğunu aynı anda yaşadım. Çok savaştım kendimle bütün hatalarım bundan. Sevgimize haksızlık ettim. Yokluğunla baş etmeye çalışırken öfkemi dindirmeyi de beklemeyi de öğrendim.  Umut yok dediğim her anda buna inanır gibi olup çok ağladığım oldu. Sildim gözyaşımı. Gökyüzüne baktım hep. Yürüdüm seni düşündüm, uyudum seni düşündüm ve bir gün aylar sonra seni seviyorum dedin bana. Gözlerin, gözlerine her baktığımda içimde küçük bir filiz yeşerdi.  İçimdeki o şey işte tamam o burda seninle hiçbir yere gitmedi, artık gitmeyecek dedi.  Uzandım yanına, yüzünü sevdim, kirpiklerinin uzunluğunu sevdim, uykuluyken göz kapaklarının düşüşünü sevdim. Sevimli hallerini, bir çocuk gibi munzur oluşunu sevdim. Ellerini sevdim her şeyde...